10 Kasım 2010 Çarşamba

Mucizelere inanmam ama bir LUCAS gerçeği var.



Dear Lucas,
Seni tanımadan önce yakışıklı mı yakışıklı zeki mi zeki karizmatik mi karizmatik birinin varolabiliceğine mucize gözüyle bakardım. Seni tanıdıktan sonrada öyle birinin karşıma çıkma ihtimaline bir mucize olarak bakmaya devam ettim.
ama gün geldi devran döndü. ve şimdi bu mükemmel gerçekle karşı karşıyayım LUCASlar heryerde. Kahvaltı yaptığımız yerde okulda yürüdüğümüz yolda alışveriş yaptığımız mağzada komşuların kuzenlerinde ... Lucaslar her yerde.
Bir Lucas istiyorum
Sarışın
Mavi gözlü
Yazar
...
Ah Lucas Ah






27 Eylül 2010 Pazartesi

Eveeettt...
Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz...
Bakalım neler yapmısım bu arada..
Yurda basladm, ardından okul acıldı ve dersane... Allaam ben ne yapiciim.. Sınav stresi öldürüyor bni... Ve en kötüsü uzun zamandır hic ask yok hayatımda... Ask istiyorum... Platonik bile olur.. Aska öyle susadımki...

Note: yazım hatam varsa affedin telefondan bu kdar oluyo... Kucak dolusu sevgiler


akd

25 Eylül 2010 Cumartesi

Metro-Tramvay-Metrobüste Karşılaşılan Anormal İnsalar Anısına


Ömrüm Tramvaylarda geçer benim. İstanbul trafiğinde midem ağzımda otobüs çekiceğime Tramvayla ordan oraya yürüme  labirent misali aktarmalar yapmaya razıyımdır. razıyızdır. AKD de bu işin içinde tabi Kafi varsa o da vardır nokta .
Yıllar yılı süregelen bu durumda yaşadığımız güle güle öldüğümüz pek çok anormal insan oldu Bu yazı o anormal insanlar için yazılmakta.

Vol-1
Zeytinburnunda Kabataştan Bağcılara aktarma yapıcaz tam. Bizim gözler düşmüş saat bilmem kaç sabahtan beri ayaktayız. Tam Bağcılar tramvayının önünde bir teyze sinsice yaklaştı yanımıza. Saniyeler sonra kırıcağı potu sezmiş gibi Sesinde bir mahcubiyetle beraber o dehşet cümleyi kurdu.
-Kızım bu vagonların hepsi Bağcılaramı gidiyor?
-Yok teyzem şu ikici olan Ankaraya gidiyor. Ondan sonrakide Manisaya. Ahanda bizde Antalyaya gidiyoruz ondan buna binicez şimdi.

Vol-2
Gene bir aktarma sonucu yeni binilen Tramvayda felaket bir koyun boku kokusu vardır. Bildiğin ahır kokuyor. Ama biz alışık olduğumuz için o tramvayın hep koyun boku kokmasına yadırgamıyoruz kendi halimizdeyiz. Tam bu sırada Önümüze evgezmesine gittikleri her halinden belli olan 2tane ev kadını oturdu. kucaklarındada 3 4 yaşlarında biri kız biri erkek olmak üzere 2 tane çocuk. Diyaloğu yorumsuz geçiyorum.
-Ay Koyun kokuyor burası.
-Ne koyunu kız koyun boku kokuyo istanbulun orta göbeğinde.
Erkek olan çocuk- Koyun boku kokuyomuş.
Kız olan çocuk-bağırarak- Eneeee koyun sıçmış buraya. Bu ablalar mı koyun? Onlar mı sıçmış buraya? Kaka bok göt.

Gözbebeklerimizin yarıçapını 2ye katladığı o anda bide yüzümüze tükürdü bokyiyesicevelet. 

Vol-3
Metroda gene cam kenarı kafi yanında Akd bir eve dönüş yolunda. Tam karşımızda dibimizde gene filmlerden fırlama 2tane şaşılası teyzecik. Basma etekleri gıdıklarından düğüm yaptıkları yazmaları ve herkese yukardan bakan tavırlarıyla ölünesiler. Diyalog aynen böyle.
-Gız göye dönüncede dersin istanbullarda metrolarada bindim diye.
-Oda bir şey mi abla metrobüslerede bindim dicem. Gızz Aşşa maalledekilerde kıçlarını yesinler.

Yapma Be Teyze

insan unutkan olunca bu kadar oluyor. Devamını dehşet bir yazı olarak Akd den bekliyor ve bu muhteşem insanlar için bir alkış istiyorum.
Öperim.

23 Eylül 2010 Perşembe

Koy göte Rahman gitsin

Bugün birrrkez daha imana gelmiş bulunmaktayız AKDlen. Küfür etmeme kararı aldık. Kararıma sadık kalıyorum küfür etmiyorum, yazıyorum.
Şimdi iyi güzel cici bici olalım küfür etmeyelim. Dedikoduda yapmıyalım. Başkalarınıda eleştirmeyelim. Böyle ütopik bir kişiliğe bürünelim. Ders çalışalım test çözelim koyun olalım ilkokul çocuğu muamelesi yapıldığında başımızı eğelim hatta saçlarımızı örelim.
amaaa abi ortam orospularına, ölümüne yavşaklara, dibine kadar amelelere, en Sınırsızından mallarada kafam girsin.
Koy göte rahman gitsin (bunu rahvan olduğunu biliyorum ama rahman demeyi seviyorum. özgür oluyorum seçimimi yapıyorum. kendimi seviyorum. öperim. ) diyorum bunlardan vazgeçiyorum.
Ne uğruna?
yaşıycaksam eğer yaşadığıma değicek biri gibi olmak için.
peki Kafi kim?
Bastırılmış hayatın, duyguların ve kısıtlanmış hayallerin sınırsız konuşan ağzı.
Öperim .

Dünse berbat bir sıkılma vardı içimde anlatamıycağım derecede. Sebepse yaklaşık bir senedir hiç çıkarmdığım yüzüğümü lise görünümlü ilkokulda hocalardan birine kaptırmamak için çıkarmamdı. Ne taşıysa artık zaten depresyonda olduğum bir dönemde rahatlatsın diye biri vermişti. Ve cidden takmayınca çoook sinirli oluyorum. Annemi deli edip kardeşimin ağzına sıçtıktan ve küçük çapta bir sinir krizi geçirdikten sonra annem uyuz olsun diye yatağıma gittim amacım 1 saat falan uyumaktı gelgelelimki saat 19.30 olmasına rağmen kolumu bile kaldıramıyordum. 6 saat kesintisiz uykunun ardından dün bütün gece ayaktaydım 2 3 saatlik uykuyla duruyorum şuan.
Bünyemede sıçtım tam oldu .
Akd nin de yurttan bu haftasonu eve gelmesi beni dehşet mutlu etti şu an . Yüzüğümde boynumda yani sinirli değilim.
şimdi gidicem kendime Kahve yapıcam sonra ben var ya ders çalışıcam.
Öperim .

19 Eylül 2010 Pazar

Hem Penaltı Hem Gol

Şu an sadece yazı sıçasım var.
Durumlar berbatımsı, kusturası, sıçtırası. yarın lise hayatımın son yılının ilk günü. ve ben yeni bir okuldayım. yeni okul stresi falan yok yeni okul stresi ne oğlum. ilk gün streside yapmam ben hiç. herşey olucağına varır. Çok rahatım kahretsin. Akd yurda kaçaaar Kafi buralarda ıssız yalnız kalır. yarın karga bokunu yemeden bu ıssız sokaklarda tek başıma okul yolunda ............allahım beni Fatmagülünkilerden koru.
Fatmagülün yapımcılarına  koyıyım Fatmagülün suçu neyse ne de benim Güahım ne ? ben ki istanbulun ıssız sokaklarının kızı hiç korkmadan heryerde sürterdim. İçe sıçıyorum lan.
Akd de yok.
Hem Penaltı Hem Gol amınakoyim. kimse kafiyi düşünmüyor.

11 Eylül 2010 Cumartesi

Ben var ya !



Neden seviyim ki insanları ? Ne verdiler bana ? Neyi sırf bei düşünerek yaptılar ? Onları sevmem neden umurlarında ? 
Ben kimseyi sevmiyorum. 
Ben ne olduğumun farkındayım cehennemde yaşıyorum farkındayım . benim içimde cennet falan yok . Mutlu olduğun yer cennetinmiş yiyorlar oğlum bizi. Cennet mennet yok arıyorum ben herşeyi yaptım bulmak için. Hayvan sevdim lan ısırdı. İnsan sevdim ağzıma sıçtı. yedim içtim siktim konuştum sustum herşeyi yaptım. şu hayatta yemediğim bok kalmadı. Cennet falan yok oğlum . yiyorlar bizi. 
mutlu olmak diye birşeyde yok. Zaaflarım var. Seviyorum lan onları. Onlar sayesinde insan olabiliyorum. Ben anormal derecede güçlü olmak istemiyorum ki. Ben öyle herkesin sevgilisi olmak istemiyorum ki. Ben öyle her yakışıklı benim olsunda istemiyorum. Bi tane olsun benim olsun da demiyorum oğlum ben sevgili de istemiyorum. Ne istediğime anında karar veriyorum ben. o anda yapıyorum. Ben canım ne isterse onu yapıyorum. Siktiriboktan hırslar uğruna ruhumun keyfinden olmaya niyetim yok. Siktiriboktan insanlar uğrunada !! 
sıçıcam sikicem ölümüne yaşıycam canım ne istiyosa onu yapıcam uzun planlar yapmıycam hayal kurmuycam kurarsamda olabilitesi yüksek derecede düşük hayaller kurucam şarkı söyliycem serdar ortaç dinliycem 20 kilo vericem topuklu ayakkabı giymiycem Solculardan nefret edicem Kroları koruycam apaçilerden korkucam 
Ben var ya ! Canım ne istiyorsa onu yapıcam. 
Şimdi zıbarmak istiyorum. 
Siktirolupgidiyorum

Kafi

ben bu yazıyı sana yazdım

ben bu yazıyı sana yazdım sayın dünden beri gözüme giren ibne toz parçası;
ne olur terk et artık gözümü, yapmadığım şey denemediğim yöntem kalmadı. bırakta normal hayatıma geri döneyim. bu ızdırapla nasıl yaşarım bilemiyorum. bütün malım mülküm senin olsun.

.........
dün öğlen sultanahmette bir tekel bayiinin önünde arkadaşı bekliyordum. sonra bir rüzgar çıktı ve kader o entrikalı oyununu oynadı. gözüme bir toz tanesi kaçtı. bütün gün uğraştım; yıkadım, ovaladım, sabunladım, bişeler soktum, mendille temizledim, ağlamak için soğan kokladım(normal şartlarda bi ağlama gerçekleştiremedim),damla damlattım hatta amuda bile kalktım.. ama geçmedi geçmedi geçmedi..
yaz günü burnumdan akan sümüğün haddi hesabı kalmadı. "bir elimde selpak bir elimde damla umrumda mı dünya?" yani umrumda değildi. tek umrumda olan şey gözümdeki o.ç. toz parçasıydı. acımı yaprak sarması bile dindirmedi.
sabah kıpkırmızı ve pörtlek bir gözle dünyaya bakıyordum artık. çaresizlik dizboyuydu. ama artık o toz parçası batmıyordu. iki ihtimal söz konusuydu: ya onla yaşamayı öğrenmiştim ya da dualarım kabul olmuş çekip gitmişti. neyse efenim insan içine çıkacak hal kalmamıştı. bir kaç saat bekledim inmeye kızarıklığı geçmeye başladı. şimdi normal bir insana döndüm.

NOT: rüzgar esince gözünüzü sımsıkı kapatın.

akd

10 Eylül 2010 Cuma

yazı sıçmak

Dün bütün gün evdeydim. Hatta odamdaydım. Sıkıldım, patladım, çatladım. Annemin beni tam bir kız yapmaya çalışmasından bıktım usandım. Ben küçükken evcilik oynamayıp, evcilik oynayanların oyununu bozan, bir köşede oturup salak salak dedikodu yapmayıp onun yerine mahallenin futbol takımında oynayan, tekme tokat sokak kavgalarına karışan biriydim. Bu anlattığım şeyler 5–12 yaşına kadar geçerliydi. Ama benim daha nasıl biri olduğum daha küçükken belliymiş. Etek giymezmişim, ben erkeğim diye tuttururmuşum.
Ama şimdi annem elbiselerle, eteklerle, tokalarla doldurmaya çalışıyor beynimi. Boya küpüne sokmak istiyor benliğimi. Akşam dayanamadım en sonunda bağırdım çağırdım çıktım evden. Sonrada direkt bir arkadaşımın yanında aldım soluğu.
İki sigara çıkardı. “Parlement mi marlboro mu?” normalde sigaraya karşıyımdır ama “parlement” dedim. Uzattı sağ elindekini, yaktı içmeye başladık. Ben ağızdan içiyorum sadece, o müptelası zaten. “Baban geldi” dedi. “hay amk” dememe kalmadı öksürük krizine boğuldum. İbne dumanı çekiyim diye öyle yapmış.
Sonra   Eyüp’e geçtik. “Bir nefes nargileye cafe” ye gittik. Meğersem bizim bir aç arkadaş daha ordaymış. Geçtik yanlarına.  “Şeftali-nane nanesi az olsun” dedim herife. Herif biraz mal mal baktıktan sora “peki” dedi ve gitti. Abartısız yarım saate getirdiler. Neyse başladık içmeye. Sakarlığım tuttu ve nargileyi yere düşürdüm. Herkes bize baktı tip tip. Zeminde tahtaydı biraz tırstım közlerden dolayı. Hemen müdahale ettiler. İçmeye başladık vesselam. Sonra mal arkadaşın teki “buna üflesem ne olur” dedi. “denede gör” dedi öteki. Bu bir üfledi nasıl abandı ama. Tabi ateş çıktı folyodan. Herkes bize baktı yine. Parayı nasıl ödedik nasıl kaçtık hatırlamak bile istemiyorum.


NOT: bu günkü planım yemek yemek, internnette takılmak, yürümek, eve gelmek, yemek yemek, sıçmak, uyumak.

akd

9 Eylül 2010 Perşembe

Bir takım insanlar

çoğu insandan tiksinirim ben. Konuşmam. Yüzlerine bakmam. İletişim kurmak istemiyorum çok mu anormal.
insanları olduğu gibi kabul ediyorum etmesine ama. tamam değiştirmeyede çalışmıyorum ama. o mal mal , zırva hayat bilgisinden fırlama hareketleri , tavırları, lafları, abzürd şarkıları ve onlarla aynı ortamda bulunma zorunluluğum yok mu.?
tiksiniyorum var mı. ?
kendimi camdan atıp bu ızdıraba son vermeyi planladığım bir anda kafamda o ampul yanmaya başladı tabi.
Durrr Gitttmeee(eğer gidersen dönüşün olmayacak ) sen ki şu dünyadaki insanların %5lik kısmından olansın. sen ki etrafındaki mallların mallığını farkedebilicek seviyedesin. onlardan tiksinmek bir asalet. o camdan atlaması gereken onlar.
o salaklar. bu dünyayı bu hale getiren o mallar. dünyadaki bu bok tadı onlardan kaynaklanıyor.
bu salaklar yüzünden bu dünya böyle işte.
tepelerindeki kafada beyin yerine bok var.
allahım aklımı koru. atcam kendimi 7.kattan. 
 bu kuluna ızdırap olsun diye mi koydun bu cehenneme. 


Kafi

Haklı olan haklı kalsın Bırakalım Aklı kalsın

Bu sabah aşırı berbat bir işkenceyle uyandım. DAVUL. Saat sabahın körünü gösterirken davulcu dayadı bizim sokağa. tam gitti diyorum geri dönüyor. O an param olsa hiç acımaz hepsini verirdim gitmesi için o derece deli oldum. Birde o yetmezmiş gibi KöydenİndimŞehrelerin arasında oturursan olucağı bu taaa benim annemin çocukluğundan kalkma maytap mıdır ne halttır ses çıkaran o şeyler gene çıkmış bu sene. 15 dk.da bir patlatıyorlar. İlk duyduğumda o iğrenç sesi cidddii cidddiiii bomba falan patladı sandım Bikaç sene önce Güngörendeydi galiba patlamıştı ya o geldi direk aklıma. Caaamlara yaklaşmayın falan triplere giriyorum ben birde. Rezillik.
Şu zamane DoğurAtSokağa çocuklarını topluca sınırdışı etmek istiyorum. Dünyanın başka yerlerine yayılsınlar nesilleri tükenir belki.
Biz bayramları çok gezmeyiz bir halamlara gideriz ilk gün o da hep gittiğimiz yer. Bu bayram onlarda yok kimse yok herkes tatilde. Kafi Dersane müptelası tabi Tatil neyimizeeeee.. Annemdebr heycan bir heycan kocasıda yok ya kadın sevindirik oldu ablama gidice ablama gidicez diye başımın etini yedi. Abla dediğide bir sokak yukarda oturuyor yani uzak bir yerde değil. Duuuşşş al Kafi . Antibiyotiğini iç Kaaafii Şu kremleri sür Kafii .... insanın ilgili annesi olmasın ojelerime kadar kendi sürdü. Neymiş ? Kafi oje sürmeyi bile beceremiyomuş güzel olmuyomuş. Onu bile beceremiyorum yani anlayın.
Taabi halalardan kurtuluş yok birini tatile gönderdik biri başımızda. yarın ona kahvaltı muhabbetleri dolaşıyor. gitmemek için elimden geleni yapmayı plalnlamaktayım. Hastayım beeeeeeen. Gitmesine gidilirde. Ne gitcem lan bayram çocukları gibi şeker için kapı kapı dolaşıyım bide.
Akdle film izlemek istiyorum.
O kadar.


Not: Başlık neden böyle çünki bunu dinliyorum 
http://fizy.com/#s/1lsxia

bu gün bayram


nerde o eski bayramlar diye başlarmışım söze herkes gibi... gerçi ben hiç o şeker toplayan çocuklardan olmadım ya neyse. ben (annem çalıştığı için evde olmuyordu) şeker toplayan çocuklara kapıyı açmadan 5-10 dk kapıda bekletip sonra kahkaha atarak şeker yokmuş diyen bir çocuk oldum.önceden kardeşlerimle eli öpülesi(para veren) insanların listesini çıkarır ona göre insanlara muamele yapardık. tabi günün birinde anneme yakalanana kadar...
bu güne kadar çocukken bayramın daha heycanlı olduğunu savunuyordum. "benim için eski heycanı kalmadı. çocukken yeni elibise falan alınıyor diye heycan yapıyordum ama şimdi öyle bir durum yok" diyip duruyordum. ama şu bayram gününde anladımki bayram heycanı elbise heycanı değilmiş. öyle olsaydı içimde bu neşe,huzur olmazdı.
günümüzde bayramın tek değişen ve hiç sevmediğim ögesi kopyala yapıştır msjlar. genelde okumuyorum. ama arada baktıklarımda gördümki referandum bayramı baya gölgelemiş. HAYIR'lı bayramlarla doldu taştı msj kutum. lan siz daha 17 yaşındasınız oy kullanamıyosunuzki ne kıçınızı yırtıyosunuz, bende kullanamıyorum.
kopyala yapıştır yapmadan klasik akd msjı olan(zamanla harbidende klasik olduğunu anlıyacağınız)"minareden atlarım bayramınızı kutlarım"la yazımı kapatıyorum...


akd

Kimsin Sen?


Uykusuz gecelerde uykunun gelmesini engelleyen düşüncelerin çıkış noktasısın sen. 
Berbat geceleri berbatlaştıran kabusların odak noktasısın sen. 
Bitirmek için başladığım her işi bitirmek için sebepsin sen.
Gecelerimsin sen. 
Yatağa yattığımda sarıldığımı, üzüldüğümde elimi tuttuğunu, yalnız kaldığında bana şarkı söylediğini, yalnız kahvaltılarıma eşlik ettiğini, her sabah kulağama şarkı söylediğini düşündüğümsün sen. 
durup dururken ağladığımda sarıldığım hüzün nedenisin sen. 
Kimsin sen? 
İstanbul yağmurlarına sakladığımsın. Sokaklarda aradığım Evimde bulduğumsun. Kahve bardağımdaki son yudumsun. Neyin var dediklerinde verdiğim cevapsın. Huysuzlaşmamı sağlayan sorunumsun. Çocukken gizli gizli yediğim iki bisküvi arasındaki kremasın sen. İsmimi söylemesini istediğim tek kişisin. Beni benden iyi tanıyansın. 
Anlamsız yazılarımın gizli manasısın. 
Kimsin sen?
Kimim ben?



Kafi

8 Eylül 2010 Çarşamba

Akd Falan

Sorun ne biliyor musun? Sorun bu yazıya başlamak, kendimi anlatmak vs vs..
Neyse başlamak zorundayım… emir büyük yerden-Kafi’den-
İlk öncelikle ben akd.
Nedir bu akd kimdir?
Akd 20. yüzyılın sonlarında dünyaya gelmiş kendi halinde takılan biri işte..
Zamanla daha iyi tanırsın orasını pek dert etme. Gerçi şimdi ortada pek dert edecek kimsede yok ya neyse..
Kafi’yle aynı anda yazıyoruz kendimizi tanıtma yazılarını. O şimdi her zamanki entel tavrıyla döktürüyordur. Ama ben tıkanıp kalıyorum sürekli. Çünkü şu anda midem boş ve kafam basmıyor. Evet bak buranın altını çizmelisin. Çünkü kendi hakkımda sana verdiğim ilk doğru düzgün bilgi bu; açken kafam basmaz.
Off kafi offf.. ısrar etmezsen daha fazla devam edeceğim yok ya neyse..
Şimdi bu blogu açma nedenimize geçeyim… kafi’le bi hayale tutuştuk… kitap çıkarmak istiyoruz… yani bu şu an karar verdiğimiz bir şey… bundan birkaç dakika öncede sadece kendimizi tanıtmak için açmıştık… hayatımız hep böyle karmaşalarla dolu. Bir anımız diğeriyle uyuşmuyor maalesef. 
O yüzden “biz ne bok yediğimizi bilmiyoruz”

Türk Kahvesi Tadında : Kafi

Ben çok kendimden bahsedemem aslında. Ne biliyim doğamda yok.
Seelaaam ben Kafii minnnnooşlar:) gibi bi başlangıç mı yapmam gerekiyor? öyleyse bu işte hiç iyi olamıycam demektir. öyle bir başlangıç yapmıycam.
Kahveyi sadece bittikten sonra ağzında bıraktığı tad için seven, ağzını sıkı tutamıyan, insanları sevdiğini sanan ama aslında sevmediğini yeni keşfeden, kendi çapında entel geçinen, mallara karşı antipatisi olan, etde otda sevmiyen, "deli akıllıyı deli sanarmış" felsefesinden yola çıkarak deli mi akıllı mı olduğunu öğrenme çabasında, bi tutam asosyal bi tutam iyi bi tutam kötü bir türk kızıyım.
Futboldan anladığımı sanarım  gerçekten anlayıp anlamadığımı hiç bir zaman öğrenemiycem.
Hiçbizaman annem olmadan nefes alamıycam.
Babamdan ne kadar nefret etsemde onu sevmekten hiç vazgeçmiycem.
Son nefesimi verene kadar kafatasının içinde beyin yerine bok bulunanlardan iğrenicem.
Yazar olmak, bir kitap yazabilmek için tüm hayatımı harcıycam.
Araçlarla amaçları karıştırmıycam.
Bu da neyse Atatürkün gençliğe hitabesi gibi . Saçmalamalardayım gene.
Kafi böyle bi vızırtı işte.